WhatsApp
TR EN

Üreme sağlığı üzerine

Üreme sağlığı üzerine

Üreme sağlığı üzerine

Vücudumuzdaki tüm organ sistemlerimiz ayrı ayrı çok önemli ve vazgeçilmez olup herkes az ya da çok bunları korumak adına beslenmeden spora kadar pek çok şeye dikkat etmeye çalışmaktadır. Ancak kalp, kemikler, cilt... için özen gösterirken üreme sağlığının da korunmasının en az onlar kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.

Cinsel yaşam insan hayatının bir parçasıdır, ''üremek'' amacına hizmet etmek için donatılmış mükemmel bir sistem bütünüdür. Bu sistemi korumanın gerekliliğinin her kadın, ve tabii ki her erkek, farkında olmalıdır.
Üreme sağlığını korumak için son derece basit bazı noktaları bilmek ve bunlara dikkat etmek, pekçok basit ya da ölümcül hastalıktan korunmak açısından önemlidir. Aslında herkesin kısmen bildiği, basit ama önemli noktaları -bilsek bile- tekrar tekrar konuşmanın ve vurgulamanın gerekliliğine inanıyorum.

Üreme sağlığını korumak için en birincil olan nokta temizlik, hyjen...

Normal şartlarda vajen, enfeksiyonu engellemek için mükemmel savunma mekanizmasına sahiptir. Ancak kadın genital sisteminin kalın barsak ile yakın komşuluğu ve cinsel ilişki mikrobik ajanların vajinadan girişini kolaylaştırır. Bu yüzden genital hijyen önemlidir, aynı zamanda idrar yolu ile yakın komşuluk nedeniyle genital hijyen kurallarına uymak, genital sistem enfeksiyonu kadar idrar yolu enfeksiyonundan korunmak için de önemlidir.

Genital hijyende dikkat edilmesi gereken önemli başlıklar:

Tuvalet sonrası temizliğin kalın barsaktaki bakterilerden korunmak amacıyla önden arkaya doğru yapılması, dış genital bölgenin nemli bırakılmaması, iç çamaşırların temiz ve tercihen pamuklu olması, dış genital organların temiz tutulmasının aksine vajinanın doğal savunma mekanizmasını bozacağı için vajen içinin yıkanmaya çalışılmaması, cinsel ilişki sonrası ve tabii ki normal şartlarda idrar yapma isteğinin ertelenmemesi, genel kullanıma açık tuvaletlerde klozet kapağı üzerine çantanızda taşıyabileceğiniz tek kullanımlık kağıtlardan sermek, klozet içindeki kirli suyun genital bölgeye sıçramamasına özen göstermek, tampon kullanımı durumunda kısa aralılarla değiştirmek, bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam olması nedeniyle adet döneminde cinsel ilişkiden kaçınmak...
Tüm bunlar kadar, hatta daha da önemli ikinci konu da cinsel yaşamda dikkat edilmesi gerekenler...
Bazı enfeksiyonlar ve kanser türleri cinsel yaşamla direkt ilişkilidir. Genital sistem enfeksiyonlarının çoğu ve özellikle risk teşkil edenler (bel soğukluğu, frengi, aids, hepatit b, herpes, HPV) cinsel yolla bulaşmaktadır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların nelere yol açabileceği üzerinde biraz durmak lazım.

Kadında akıntı problemlerinin dışında pelvik enfeksiyon dediğimiz karın içi iltihaplanmasına neden olabilir ki, bu da tüplerin hasar görmesi ile gebe kalamama, dış gebelik, yine karın içinde yapışıklıklara bağlı kronik kasık ağrısına zemin hazırlar. Erkekte de sperm kanallarında tıkanıklığa, dolayısıyla infertiliteye (çocuk sahibi olamama) sebep olabilir.
Rahim ağzı kanserine baktığımızda; ilk cinsel ilişkisi 20 yaşından sonra olan kadınlarla karşılaştırıldığında , ilk ilişkisi 16 yaşından önce olanlarda risk iki kat artmıştır. Yine kadının ve eş ya da partnerinin hayat boyu toplam seksüel partner sayısı ile doğru orantılı olarak rahimağzı kanser riski artmaktadır. Risk faktörlerine bakıldığında rahimağzı kanseri, sanki cinsel yolla bulaşan bir hastalık türü gibi görünmektedir. Burada en önemli faktör cinsel yolla bulaşan HPV denen virüstür. HPV genital bölgede siğil, rahimağzında kanser öncüsü değişiklikler ve ileri aşamasında kansere (daha az sıklıkta diğer dış cinsel organlarda, erkeklerde peniste) yol açabilen bir virüstür.
HPV'nin bazı alt tiplerinin erkekte penis kanserine neden olabileceğini bildiğimize göre cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak sadece kadın için değil, erkek için de önemlidir.
Kadın ya da erkek için çok eşli yaşam tarzı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları geçirme açısından en önemli sebebtir. Bu nedenle kadın ya da erkek herkesin çok eşlilikten mümkün olduğunca kaçınması, cinsel yolla bulaşan hastalık riski olan kişilerle ilişkide prezervatif kullanımına dikkat etmesi son derece önemlidir. Ayrıca 2007 yılında tıp gündemine damgasını vuran HPV aşısı, bir kansere karşı ilk defa koruyucu bir aşı üretilmesi nedeniyle önemli bir gelişmedir. Risk grubundaki kişilerin, özellikle 9 yaşından büyük kız çocuklarının cinsel yaşamı başlamadan aşılanması tıbbın özellikle kadınlara sunduğu büyük bir olanaktır.

Üreme sağlığımızı korumayı konuşurken diğer önemli konu da gebeliklerin planlı olmasıdır.

Gebeliğin mümkünse ideal yaşlarda planlanması, istenmeyen bir gebeliği doğurmak ya da küretaj olmak zorunda kalmamak için etkin yöntemlerle korunmak,küretaj olmak gerektiğinde uygun koşullarda yapılması kadın sağlığı açısından son derece önemlidir. Günümüz koşullarında ilk cinsel deneyimin maalesef erken yaşlarda başladığını biliyoruz, bu nedenle özellikle kızlarımızı cinsel hastalıklar yanında istenmeyen gebeliklerden kaçınmak için bilgilendirmeliyiz. Çünkü küretaj sayısı ne kadar fazla ise sonraki gebelikler açısından küretaja bağlı sorun çıkma olasılığı artacaktır, uygun koşullarda yapılmadığı takdirde bir küretaj bile üreme sağlığı açısından risk teşkil edecektir.
Burada birkaç cümleyle yanlış bilinen bazı konuları aydınlatmak için doğum kontrol haplarından bahsetmek lazım. Hekim tarafından doğum kontrol hapı kullanması uygun görülen kadınlara bu yöntemin getireceği ek olumlu katkılar vardır. Doğum kontrol hapı kullanımı süresince her yıl yumurtalık kanseri riski %11 azalırken kesildikten sonra da bu koruyucu etki 10 yıl sürer. Yine doğum kontrol hapı kullanımı ile rahim kanseri riski azalır.

Fazla kilolar!!! Hanımların burada da mı kilolar önemli dediğini duyar gibiyim. 9-23 kg arasında fazla kilosu olanlarda rahim kanseri riski 3 kat artarken, 23 kg'dan çok kilo fazlası olanlarda bu risk 10 kat artmaktadır. Sadece fazla kilolar değil, aşırı zayıf kilo da üreme sağlığını etkilemektedir. Her iki durum da yumurtlama fonksiyonları ve gebe kalabilme üzerine olumsuz etkilere sahiptir. Gebelik döneminde ise olası bazı sorunların ortaya çıkmaması açısından ideal kiloyla gebeliğe başlamak önemlidir.

Ve sigara... Sigara yumurtlama düzenini bozarak gebe kalamama, gebelikte ise düşük,erken doğum,bebekte gelişme geriliği gibi olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Sigara içenlerde kullanım süresi ve miktarına bağlı olarak rahimağzı kanseri riski 2 kat artmaktadır. Bu nedenle sigarayı bırakamıyorsak ta lütfen sayısını azaltalım.

Tüm bunlardan sonra üreme sağlığımızı korumak adına dikkat edeceğimiz konu, her kadının şikayeti olmasa bile yılda bir kez kadın hastalıkları hekimine muayene olması ve rahimağzı kanser tarama testi olan smear testini yaptırması, şikayeti olduğunda ihmal etmemesi kendi bedenine görevi olmalı...

Dr.Havva Yılmaz

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Yukarı Çık