WhatsApp
TR EN

Meme sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?

Meme sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?

Meme sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?

Meme sağlığımız önemlidir!!! Çünkü meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Meme sağlığımız önemlidir!!! Çünkü en sık görülen bu kanser erken tanı konulduğu zaman %100 tedavi edilebilmektedir. Bu yüzden meme sağlığı konusunda hatırlatmalar yapmak için sizlerle bu yazıyı paylaşıyoruz.

Kadınlarda ortaya çıkan kanserlerin %32.8’i meme kanseridir, yani kadınlardaki her 3 kanserden biri meme kanseridir, bu inanılmaz bir orandır ve tüm kanserlere bağlı ölümlerin %18’i meme kanseri nedeniyle olmaktadır.

Meme kanserini tekrar tekrar dile getirmemizin nedeni erken teşhisin öneminden dolayıdır. Tek bir kanser hücresinden ele gelen kitle oluşana kadar geçen süre en hızlı büyüyen tümörde dahi 3 ila 5 yıldır. Bu süre erken teşhis açısından çok önemlidir ve değerlendirilmelidir. Çünkü meme kanseri erken tanı konulduğu zaman %100 tedavi edilebilen bir kanser türüdür.

Meme kanseri açısından kimler risk altındadır?

Kadın olmak en büyük risktir, çünkü erkeklerde meme kanseri sık görülmez. Her 100 meme kanserli kadına karşın 1 erkekte meme kanseri görülür.

Kadınlık hormonu olarak da bilinen östrojen hormonu etkisinde kalınan süre meme kanserinde oldukça belirleyicidir. İlk adet görmeye başlanan yıllardan menapoza girene kadarki zaman süresinde yumurtalıklardan bu hormon salgılanmaktadır. Sadece gebelik ve emzirme sürecinde kısmen etkisi azalır. Erken yaşlarda adet görmeye başlamak, geç yaşta menapoza girmek, emzirmemek, doğum yapmamak ya da geç yaşta doğum yapmak kadının östrojene maruz kalma süresini uzatmaktadır. Yapılan çalışmalara göre ilk doğum yaşının 20’li yaşlarda olması riski azaltmaktadır. Yine emzirme menapoz öncesi kansere karşı koruyucudur. Emziren kadınlarda meme kanseri görülme oranı %20-35 oranında azalmaktadır.

Sadece vücudun kendi ürettiği hormon değil, dışarıdan alınan östrojen hormonuna maruziyet süresi de riskin artışı açısından önemlidir. 10-15 yıl gibi uzun süreli östrojen içeren doğum kontrol haplarının kullanımı 45 yaş altındaki meme kanseri riskini arttırabilir. Yine menapoz sonrası 5-10 yıl gibi uzun süre hormon kullanımı riski arttırabilir. Burada yanlış anlaşılmaması için şunu vurgulamak gerekir; östrojen içeren doğum kontrol hapları ya da menapoz ilaçları meme kanseri riskini arttırır demiyoruz, ancak çok uzun yıllar kullanılması halinde risk artabilir. Hekim kontrolü altında gerektiğinde gönül rahatlığı ile bu ilaçları kullanabiliriz. Bu tür ilaçlara haksızlık etmemek için tersinden bakarsak doğum kontrol haplarının kullanımı yumurtalık kanserini %30-50, rahim kanserini %50, barsak kanserini %20-30 azaltır. Bilinmesi gereken, bu tür ilaçlar kullanılacaksa rastgele değil de hekim o kişinin durumuna göre, aile hikayesine göre önerilerde bulunacaktır.

Yumurtalıklar dışında östrojen hormonu bir miktar vücudumuzdaki yağ dokusunda da üretilmektedir. Bu yüzden yağlı beslenme ve obezite denen fazla kilolu olmak da meme kanseri riskinde artışa katkıda bulunmaktadır.

Ailede meme kanseri olması diğer bir risk artışı nedenidir. Anne, kız kardeş veya kendi kızında meme kanseri olan kadınların kanser olma riski normal topluma göre fazladır. Bu risk teyze ve teyzekızlarında meme kanseri olanlarda da artar. Baba tarafından akrabalarında meme kanseri olanlarda risk artışı fazla değildir.

Kalıtsal meme kanseri, tüm meme kanserlerinin %5-10’unu teşkil eder. Yani meme kanserine yakalanmada genetik yatkınlık vardır. Hücrelerimizdeki genler anne babamızdan aldığımız kalıtsal genetik bilgiyi taşır. Meme kanserlerinde bazı genlerin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Bu hasarlı genleri taşıyan meme kanseri hastalarının akrabalarında meme kanseri ve yumurtalık kanseri gelişme riski daha fazladır. Günümüzde BRCA1 ve BRCA2 diye bilinen tümör baskılayıcı genlerin varlığından haberdarız. Bu genlerdeki mutasyon denen bozukluklar, genlerin ‘’tümör baskılayıcı fonksiyonunu’’ baskılayarak kalıtımsal meme ve yumurtalık kanseri gelişimi yatkınlığını arttırır. Normal bir bireyin meme kanserine yakalanma riski %12 iken BRCA1 ya da BRCA2 geni mutasyonu taşıyan birisi %60-80 riske sahiptir. Bir ek not olarak belirtecek olursak, normal bir bireyde %1.4 olan yumurtalık kanseri riski bu gen mutasyonlarında %15-40’dır.

BRCA1 ve BRCA2 denen genlerde bozukluk olup olmadığını öğrenmek kanda bakılan genetik testlerle mümkündür. Çünkü bu analiz sonucu gen mutasyonu saptanmış kişi meme kanseri riskinin %60-80 olduğunu bilerek tedbir alacaktır. Fakat günümüzde bu testin maliyeti herkese önerilemeyecek kadar pahalıdır. Bu yüzden özellikle risk altında olabilecek kişilere koşulları uygunsa testten bahsedilmektedir.

Genetik analiz kimler için önemlidir?

Birinci derecede yakınlarından (anne, kız kardeş, kız çocuk) ikisi meme kanseri ise ve bunlardan birine 50 yaşından önce meme kanseri tanı konulmuşsa
Birinci veya ikinci derece yakınlarından (büyükanne, hala, teyze) üç veya daha fazlasında meme kanseri varsa
Hem meme hem yumurtalık kanseri olan yakını varsa
Birinci derece yakınının iki memesinde birden kanser varsa
Ailesinde bir erkekte meme kanseri varsa
Meme kanseri riskini arttıran bir diğer madde de kişinin kendisinde yumurtalık, rahim kanseri hikayesi olmasıdır.
Son olarak meme kanseri riskini arttıran etkenler olarak alkol ve sigara kullanımını söyleyebiliriz.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Memede sertlik, içe çekilme, yara, kızarıklık, meme başından kanlı akıntı, memede çukurlaşma veya büzüşme, damarlarda belirginleşme, meme başları arasında asimetri, meme ucunda çekilme, ele gelen kitle, meme cildinde portakal kabuğu görüntüsü gibi değişiklikler meme kanseri belirtisidir. Ancak meme başından gelen akıntı her zaman bizi korkutmamalıdır, bazen basit nedenlerden de akıntı gelebilmektedir. Yine her ele gelen kitle mutlaka kanser değildir, memede kist ya da fibroadenom denen iyi huylu kitleler de olabilir.

Meme kanseri ilerledikçe meme dokusundan sonra etrafa yayılmaya başlayacaktır. Öncelikle lenf damarları ile koltuk altındaki lenf bezlerine sıçrar. İleri evrelerde meme dışında başka organlara sıçrar.

Meme kanseri ileri evrelerde tespit edildiğinde tedavisi zorlaşmaktadır. Amaç erken dönemde tespit edip tam tedaviyi mümkün kılmaktır.

Meme kanserinde erken tanı için ne yapılabilir?

Kendi kendine meme muayenesi
Hekim tarafından yapılacak meme muayenesi
Meme ultrasonu
Mamografi

Kendi kendine meme muayenesi

Kendi kendine meme muayenesini 20 yaşından itibaren her kadının ayda 1 defa olmak üzere yapmayı öğrenmesi önemlidir. Son derece kolay ve herkesin yapabileceği bu muayene ile kişi erken dönemde kanseri kendisi yakalayabilir. Başlangıçta bir şey anlayamadığınızı hissedebilirsiniz, ama düzenli olarak meme muayenenizi yaptığınızda zamanla kendi meme yapınızı tanımaya başlarsınız ve bir değişiklik olduğunda fark edebilirsiniz.

Bu muayenenin adet bitimi yapılması gerekir, çünkü adet öncesi günlerde meme dokusu hassas olabilir, içindeki dokular daha belirgin olup yanıltıcı olabilir. Adet görmeyen kadınlarda ise her ay akılda kolay kalacak bir gün belirlemek gerekir.

Kadın hastalıkları hekiminize gittiğinizde bu muayeneyi nasıl yapacağınızı göstermesini rica edin ve her ay bu muayene için 5 dakikanızı ayırın, kendinize ayıracağınız sadece 5 dakika inanın çok önemli. Eğer muayenede kitle bulursanız hemen paniklemeyin. Çünkü kitlelerin %90’ı kanser değildir. Ama bir sağlık kuruluşuna başvurup kontrol ettirmelisiniz.

Mamografi

Mamografi, düşük dozda çekilen meme röntgen filmidir. Bu testin amacı, meme muayenesinde ele gelmeyecek kadar küçük kitleleri tespit etmektir. Mamografi erken tanıda en önemli rolü oynar. 50 yaş üstü kadınlarda bulunan kitlelerin %85-90’ı hissedilebilir büyüklüğe ulaşmadan 2 yıl önce mamografi ile belirlenebilmektedir.

Bazı kadınlar mamografi ile alınacak ışın nedeniyle mamografi yaptırmaktan çekinmektedirler. Oysa şöyle bir kıyas yapılmaktadır; 1 mamografi çekimi ile hastaya verilen ışın dozu, uzaydan ve taşlardan veya diğer kaynaklardan gelen doğal gazlardan oluşan yıllık ışın etkisinin yaklaşık onda birini teşkil etmektedir.

Mamografi sırasında memenin sıkıştırılmasına bağlı ağrı olabilir. Bazı kadınlar da ağrı korkusu nedeniyle mamografi yaptırmaktan çekinmektedir. Ağrının şiddeti bireyden bireye değiştiğinden endişe edilmemeli ve bu işlemden elde edilen yararın daha çok olduğu düşünülmelidir.

Mamografi erken teşhis imkanı nedeniyle kesin hayat kurtarıcıdır!!!
Mamografideki ışın dozundan korkmayın!!!
Ağrı korkusu ile mamografiden kaçmayın!!!

Mamografinin 40 yaşından itibaren düzenli yaptırılması önerilmektedir. Genellikle 40-50 yaş arasında 2 yılda bir, 50-60 yaş arasında her yıl önerilir. Bazı otoriteler 40 yaşından itibaren yılda bir önermektedir. Size uygun olan sıklığın ne olduğu size ve ailenize özel durumlar dikkate alınarak hekiminiz tarafından belirlenecektir.

Meme ultrasonu

35 yaş öncesi meme dokusu yoğun olduğundan ultrason mamografiye tercih edilir. Mamografi 40 yaşından sonra yapılmakta, ancak meme kanseri çok daha erken yaşlarda da görülebilmektedir. Bu yüzden mamografi çekilmeyen yıllarda ultrason ile meme takipleri yapılmalıdır. 30’lu yaşlarla beraber düzenli yapılması, özellikle 35 yaşından sonra her yıl yapılması önerilmektedir.

Meme kanseri riskini azaltmak için ne yapılabilir?

Aslında bu sorunun net cevabı yok, ancak bazı noktalara dikkat etmekte kısmen de olsa yarar var:
Düşük yağ ve yüksek lifli gıda ile beslenme
Haftada 3-4 kez yapılan egzersiz yağ dokuyu azaltmakta, yani östrojen üretimi baskılanmakta ve riski %35-40 azaltmakta
Ailede meme kanseri hikayesi olan 25 yaş altı kadınlarda östrojen içeren doğum kontrol haplarının kullanımına dikkat edilmeli
Her iki memenin çıkartılması bir seçenek olabilir mi?
1.derece akrabalarından 2 veya daha fazlasında menapoz öncesi kanser olan, BRCA-1 ve BRCA-2 genlerinde mutasyonu olan, biopsi ile memesinde kanser öncüsü lezyon saptanan kadınlarda kanser oluşmadan her iki memenin içini boşaltmak bir seçenektir. Bu müdahale sonrası estetik amaçlı silikon konulabilmektedir.

Söylenecek son söz, meme kanserine karşı en iyi silah erken tanıdır.
Erken tanı hayat kurtarır.

Dr.Havva Yılmaz

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Yukarı Çık