WhatsApp
TR EN

Kıllanma artışı

Kıllanma artışı

Kıllanma artışı

Ayak tabanı,avuç içi gibi bölgeler hariç vücudumuzu kaplayan cildimizin hemen hemen tamamında kıl kökleri mevcuttur. Bu kıl köklerinin bazıları gözle görülmeyecek incelikte kıl üretimi yaparlar ki, bunlar hormondan bağımsız olup erkek ve kadında aynıdır, bazıları ise aktif olarak kıl üretimi yapar ve hormona bağımlı olup kadın ve erkekte dağılımı farklılık gösterir.

Kadınlarda hormon bağımlı kıl kökleri bulunan koltuk altları, kasık bölgeleri yoğun ve kalın kıllarla kaplı olup cinsel gelişimle ortaya çıkarlar. Ayrıca bacaklar, kollar, meme başı çevresi, göbek çevresi ve belde de daha ince ve küçük kıllar olabilir.
Kıl oluşumunda tetikleyici kadında da erkekte de androjen (erkeklik hormonu) dediğimiz hormonlardır. Ancak erkekteki miktarı daha fazladır. Kadınlarda yumurtalık ve böbrek üstü bezinden üretilen ve daha az miktarda olan androjen hormonları eğer bir nedenle artarsa kıl köklerine ulaşan fazla hormon ile kadında normalde istirahat halinde olan erkek tipi kıl bölgelerinde kıl üretimi artar. Androjen hormonları istirahat halinde olan kıl köklerini uyardığında oluşan kıllar koyu ve serttir ve bir kez üretim yapmaya başlayan kıl kökü bu üretimi durmaksızın sürdürür. Hormonal soruna bağlı olarak erkek tipi kıl bölgeleri olarak kabul edilen üst dudak üstü, çene, göbek çevresi, kasık ile göbek arasındaki orta hat, bacakların iç yüzleri, sırt, kalça gibi bölgelerde ortaya çıkan bu kıllanma artışına hirsutizm denmektedir. Normalde kadın vücudunda bulunan erkek tipi olmayan ince kıllardaki genel artışa ise hipertrikozis adı verilir.

Hirsutizmin en sık sebebi polikistik over hastalığıdır, bu hastalıkta vücutta androjen seviyeleri yumurtlama olmadığı için artış gösterir, bu da kıllanmaya yol açar. Bu hastalık durumunda kıllanma genellikle ergenlikle başlar ve kıllanmaya adet düzensizliği (seyrek adet görme), çocuk sahibi olamama, kilo almaya meyil gibi ek bulgular da eşlik eder.
Androjen artışındaki nedenler arasında böbrek üstü bezinin fazla çalışmasına neden olan hastalıklar ve tümörler, yumurtalıkları tutan ve hormon salgılayan tümörler de olabilir. Yumurtalık ve böbrek üstü tümörlerinde kıllanma birden oluşur ve kıllanma artışı dışında erkekleşme belirtileri denen ses kalınlaşması, adalelerde belirginleşme, clitoris denen cinsel organda penise benzer büyüme gibi ağır bir tablo ortaya çıkabilir.
Bazı tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları, sürekli olarak kullanılan bazı ilaçlar da kadında tüylenme sorununa neden olabilen diğer etkenlerdir.
Menapoz döneminde görülebilen kıllanma artışına östrojen hormonundaki azalmaya bağlı olarak androjenlerin belirginleşmesi neden olmaktadır.
Hormonal bozukluk olmaksızın erkek tipi kıllanmanın olduğu durumlar da vardır. Vücutta tüm hücrelerde bulunan reseptör dediğimiz, burada da kıl köklerinin hormonlara hassasiyetini ayarlayan yerler vardır. Eğer bu reseptörler fazlaysa veya kıl köküne aşırı uyarı gönderiyorsa bu durumda kıllar hormon düzeyleri normal olmasına rağmen hormonlara olan duyarlılığın artmasına bağlı olarak aşırı kalınlaşır ve vücutta normalden fazla kalınlıkta kıl oluşur. Bu kişilerde kıllanma dışında adet düzeninde bozulma ve erkekleşme belirtileri olmaz.
Tüm bu anormalliklerin ötesinde ırk,ailesel,kişisel farklılıklar gibi genetik özellikler tüylenmede etkendir.
Hipertrikoz durumunda kıllanma fazladır ama bu durum hormonal temellere dayanmaz. Kalıtım, bazı ilaçların kullanımı vs. neden olabilir.

Aşırı kıllanma durumlarında jinekolojik muayene şarttır. Hormon testleri ve ultrasonografi teşhis koymada yardımcıdır. Tıbbi değerlendirme sonrasında yapılacak ilk ayrım hormon seviyelerinin yüksek olup olmadığı, seviyelerin yüksek olması durumunda bu yüksekliğin kaynağıdır.

Tedavide amaç hormon seviyelerini yükselten bir hastalık durumunda hormon kaynağını baskılayıcı tedavi uygulandıktan sonra mevcut fazla kılların yok edilmesidir. Hormon seviyelerinin normal olduğu kıl köklerindeki aşırı duyarlılığa bağlı hirsutizm, ırksal ya da ailesel hipertrikoz durumunda ise kozmetik amaçla belirtiyi ortadan kaldırmaya yönelik çeşitli ilaçlar veya tüy giderici yöntemler kullanılır. Üretime başlamış kıl köklerinin üretimini durdurmak zor olduğundan tedavi var olan kılları azaltmaz, yenilerinin çıkmasına engel olabilir. Mevcut kılların yok edilmesi için ise epilasyon, laser epilasyon gibi yöntemler kullanılır.
Kılların yapımındaki gelişme,dinlenme ve dökülme evrelerini içeren döngünün süresi nedeniyle tedaviye cevap yavaştır, en az 6 ayda iyileşme fark edilebilir. Ancak tedavi her zaman yüz güldürücü değildir, başarı her kişide farklı olup %23-95 arasında değişmektedir.
Tedavinin bir parçası olarak kilolu kadınlarda zayıflama, hormonlarda düzelmeye direkt katkısı ve ayrıca ilaç tedavisini hızlandırması nedeniyle önemlidir.

Dr.Havva Yılmaz

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Yukarı Çık